Bu belirtileri önemsemek hayat kurtarıyor

Default post image
Yazı Özetini Göster

   Bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bu belirtiler, yaşamsal risk taşıyan ve halk arasında “pıhtı oluşması” olarak bilinen derin ven trombozunun ilk sinyalleri olabiliyor. En sık bacaklarda, özellikle de baldır ve uyluk bölgesindeki toplardamarlarda pıhtı oluşumuyla seyreden derin ven trombozu, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilen ciddi bir hastalık. Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi ise pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek akciğer embolisine (pulmoner emboli) neden olabilmesi. Ayrıca bacakta kalıcı şişlik, ağrı, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, sertleşme ve iyileşmesi güç olan yaralarla seyreden kalıcı damar hasarına da yol açabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar,  erken dönemde  başlanan tedavi sayesinde pulmoner embolinin ve kalıcı damar hasarının önüne geçilebildiğini belirterek, ”Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı gibi belirtiler asla ihmal edilmemelidir. Bu şikayetler derin ven trombozunun en önemli uyarı işaretleri arasında yer alır ve zaman kaybetmeden hekim değerlendirmesi gerektirir” diyor. 

Yaz aylarında sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırıyor

Derin ven trombozu (DVT) genellikle bacakların derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması sonucu gelişen ciddi bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Güncel sağlık kılavuzlarına göre; hareketsizlikten obeziteye, geçirilmiş ameliyatlardan kansere, ileri yaştan hamileliğe kadar pek çok faktör pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor. Genetik yatkınlığın da tetikleyici olabildiği bu tabloda derin ven trombozu riskinin yaz aylarında artış gösterdiğini anlatan Dr. Ahmet Arif Ağlar, şu bilgileri veriyor: “Bunun nedeni ise artan sıcaklık ve terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybının, yeterli sıvı tüketilmediğinde kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına sebep olabilmesidir.  Özellikle ileri yaşta olan, kronik hastalığı bulunan, diüretik kullanan ve uzun süre güneş altında çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde uzun süre hareketsiz kalınan uçak, otobüs veya otomobil yolculukları da bacak toplardamarlarında kan akımını yavaşlatarak derin ven trombozu gelişme riskini artırabilmektedir.”

Yeterli su tüketmek, bol hareket etmek şart!

Dr. Ahmet Arif Ağlar, derin ven trombozuna karşı yaz aylarında bazı önlemlerin mutlaka alınması gerektiğini vurgularken, “Yeterli sıvı tüketmek, uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek, özellikle 4–6 saatten uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek ve  yüksek risk grubundaki kişilerin hekimin önerdiği koruyucu önlemleri  uygulaması büyük önem taşımaktadır” diye konuşuyor. 

İlk bulgusu akciğer embolisi olabilir! 

Genellikle tek bacakta gelişen şişlik, ağrı, hassasiyet, sıcaklık artışı, ciltte kızarıklık veya morarma ve yüzeyel toplardamarların belirginleşmesi, derin ven trombozunun en sık görülen belirtilerini oluşturuyor. Bu belirtiler saatler veya günler içinde giderek artabiliyor. Ancak her derin ven trombozunun belirti vermeyebileceğine dikkat çeken Dr. Ahmet Arif Ağlar,  “Özellikle baldır toplardamarlarında oluşan pıhtılar sessiz seyredebilmekte ve hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti görülmeyebilmektedir. Bu nedenle bazı kişilerde ilk bulgu, pıhtının koparak akciğer damarlarını tıkaması sonucu gelişen pulmoner emboli olabilmektedir” diye konuşuyor. Dr. Ahmet Arif Ağlar,  yaşamı tehdit eden bu tablonun ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, kanlı balgam, bayılma ve ağır olgularda ani dolaşım bozukluğuyla kendini gösterebildiğini vurgularken, “Dolayısıyla özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde bu tür belirtiler geliştiğinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor.

İlaç tedavisi çoğunlukla yeterli oluyor

Derin ven trombozu tedavisinin temel amacı pıhtının büyümesini durdurmak, koparak akciğere ulaşmasını (pulmoner emboli) önlemek ve uzun dönemde kalıcı damar hasarını azaltmak. Günümüzde   hem ilaç tedavisi hem de girişimsel yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde, uygun hastalarda son derece başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Tedaviye erken başlanması, yaşamı tehdit eden pulmoner emboliyi ve kronik bacak sorunlarını önleyebildiği için çok önemli. Dr. Ahmet Arif Ağlar, tedavinin temelini antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaçların oluşturduğunu belirtirken, “Derin ven trombozu bulunan hastaların çoğu yalnızca ilaç tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.  Bu ilaçlar pıhtıyı doğrudan eritmemekte; ancak büyümesini engelleyerek vücudun doğal yollarla pıhtıyı çözmesine yardımcı olmaktadır. Günümüzde çoğu hastada ağızdan alınan yeni nesil kan sulandırıcı ilaçlar tercih edilirken, bazı durumlarda tedaviye düşük molekül ağırlıklı heparin ihtiva eden enjeksiyon tedavisiyle başlanmaktadır” bilgisini veriyor. İlaç tedavisinin yanı sıra istirahat sırasında bacağı kalp seviyesinin üstünde  tutmak, uygun hastalarda varis çorabı kullanımı ve risk faktörlerinin düzeltilmesi de tedavinin önemli parçalarını oluşturuyor.

Sadece milimetrik girişimle tedavi edilebiliyor

Özellikle kasık ve leğen kemiği seviyesindeki büyük toplardamarları tutan, yeni gelişmiş ve yaygın pıhtılarda, bacak dolaşımını tehdit eden ağır tablolarda veya ilaç tedavisine rağmen ilerleyen durumlarda girişimsel yöntemler gündeme gelebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, son yıllarda damar cerrahisi ve girişimsel radyoloji alanındaki teknolojik gelişmeler sayesinde derin ven trombozu tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alındığını belirterek, “Günümüzde birkaç milimetrelik kateter yardımıyla  pıhtı ilaçla eritilebilmekte (trombolitik tedavi), mekanik cihazlarla parçalanıp vakumla çıkarılabilmekte (trombektomi)  ya da her iki yöntem birlikte uygulanabilmektedir.  Bazı durumlarda pıhtıya neden olan toplardamar darlıkları stentle kalıcı olarak tedavi edilebilmektedir. İşlemler genellikle genel anestezi gerektirmeden yapılmakta ve çoğu hasta birkaç gün içinde günlük yaşamına dönebilmektedir” diyor.  Dr. Ahmet Arif Ağlar, özellikle girişimsel yöntemlerin uygulanamadığı nadir durumlarda ise pıhtının açık cerrahi yöntemle çıkarıldığını söylüyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazı Sayısı 8439

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar